Hızlı Modanın Sıradışı Satış Yöntemleri: Siz Hiç Bir Otomattan Terlik Satın Aldınız Mı?

tatil için Avustralya’nın sörf cenneti Gold Coast’u seçince pek tabii ki bir moda ve alışveriş tutkunu olarak ilk yapılması gerekenler arasında Billabong mağazasına uğramak yer alıyor. Dünya çapında üne sahip olan Avustralyalı sörf ve giyim markasının yaklaşık seksen yıl önce doğduğu bu şehrin caddelerinde, abartısız her köşede bir Billabong mağazasıyla karşılaşmak mümkün. Ancak beni en çok şaşırtan otel ile kumsal arasında yürüdüğüm beş dakikalık mesafede karşılaştığım sayısız Billabong mağazası değil de, Cotton On markasının müşterilerine sunduğu sıradışı pazarlama ve satış tekniği oldu.

Aslında Cotton On da, Avustralya plaj kültürünü yansıtan Billabong markası gibi, bu kıtada doğmuş ve küresel bir kimlik kazanmadan önce gelişimini kendi kıtasının moda pazarında tamamlamış olan bir hazır giyim firması. Kurucusu Nigel Austin, 1988 yılında arabasının bagajında kot ceket satarak başlıyor yoluna. Asitle yıkanmış kottan üretilen bu ceketler kısa zamanda oldukça popüler oluyor ve Nigel işlerini daha profesyonel bir seviyeye yükselterek 1991 yılında Cotton On markasının ilk mağazasını ülkenin güneydoğusundaki Geelong liman şehrinde açıyor.

Ve bugün, 17 ülkede 1.300’den fazla mağazası ve 19.000’den fazla çalışanı ile moda pazarında önemli bir rol oynuyor. Cotton On Grubu’nun altında faaliyet gösteren 7 farklı markanın lokomotifi ise Cotton On markası. Cotton On’a bu yolda; Cotton On Kids, Cotton On Body, Rubi, factorie, Typo ve supré eşlik ediyor. COG’un bünyesinde barındırdığı farklı markalar; firmanın hitap ettiği müşteri potansiyelini çeşitlendirmenin yanı sıra kıyafet, ayakkabı, dekorasyon ve kırtasiye gibi çok geniş bir ürün skalasında hizmet edilmesini de kolaylaştırıyor.

Grup’a ait ürünlerin online olarak satışının gerçekleştirildiği firmaya ait internet sitesine göz attığınızda; Cotton On’un çeyrek asırda arşınladığı yol ve gelecekte varmak istediği noktalar ile ilgili bilgi edinmek mümkün.


untitledİşte bu noktalardan en ilgi çekici olanı; küresel ayakizi yaratmak.”


Neden mi?

Bu sloganı yukarıdaki resimle birlikte basit bir şekilde yorumlayacak olursak; Gold Coast’un ikonik Surfers Paradise kumsalına ulaşmak üzere geçtiğiniz Cavill Bulvarı’nda yer alan bu otomattan cüzi bir ödeme yaparak parmak arası bir terlik alabilir ve plajda yürürken markanın izlerini bırakabilirsiniz.

Bir de bu bölgenin dünyanın birçok bölgesinden gelen turistlere ev sahipliği yaptığını düşündüğümüzde, markanın ayakizlerinin globalleşme sürecine siz turistler de ufak bir katkı sağlayabilirsiniz.

Diğer taraftan firma için ayakizlerini bırakmak o kadar önemli ki; bu hedef, süreklilik arz eden bir satış politikası ile desteklenmiş demek de mümkün bence. Aynı zamanda teknolojinin sunduğu imkanları birçok rakibinden farklı bir şekilde yorumlayabilmesi, firmanın satış politikasına özgün bir karakter kazandırmış. Ve kesinlikle kabul etmek gerekiyor ki; otomat ile moda müşterisinin gereksinimlerinin karşılanmaya çalışılması hızlı modanın adına yaraşır bir satış yöntemi.

Tabii siz daha önce bir otomattan terlik satın aldıysanız bu durum sizi o kadar hayrete düşürmeyebilir. Ama ben o ana kadar böyle bir sunum ile hiç karşılaşmamıştım. Üstelik tam da ihtiyacım olan zamanda karşıma çıktı.

Bizler mağazaların, alışveriş merkezlerinin gece saat 22:00’a kadar açık olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Hatta bildiğiniz üzere, yaz aylarında tatil beldelerindeki mağazalar gece yarısından sonra da geç saatlere kadar satışlarına devam ederler.

Alıştırıldığımız düzen böyle olunca dünyanın farklı yerlerinde mağazaların erken saatte hizmetlerini sonlandırabileceklerini tahmin etmek mümkün olmuyor. Örneğin Avustralya’da akşam saat beş-altıdan sonra açık bir mağaza bulmak oldukça zor. Alışveriş merkezlerindekiler dahil. Dolayısıyla ilk gece kumsalda gezmek için terliğiniz yoksa ve bütün mağazalarda kapalıysa Cotton On’un parmak arası terlik satış makinesi hayat kurtarıyor.

Kesinlikle bir mağazaya gitmenin, alışveriş merkezinde vakit harcamanın, çeşitli ürünleri denemenin hazzı ayrı. Ancak bir otomattan alışveriş yapmanın farkını yaşamak ve ihtiyacınıza lojistiğin temel prensipleri (istenilen yer-zaman-cins-miktar) doğrultusunda kavuşmanın keyfine sahip olmak apayrı. Bence bu hızlı modanın ta kendisi.

Gelecek günlerde bu tip girişimlerin diğer hazır giyim şirketlerince farklı şekillerde yorumlanıp yorumlanmayacağı bir merak konusu. Ancak markaların yol haritasının müşteri talepleri doğrultusunda şekillendiğini düşünürsek biz istersek neden olmasın?

Şöyle bir hayal edin… Ağustos ayında Alaçatı’da bir butik otelde tatilinizi geçiriyorsunuz. Bir gün otelden çıktınız Ege’nin maviliğinin Çeşme beldesi ile buluştuğu plajlardan birine gittiniz. Tam şezlonga uzanmaya hazırlanırken bir de baktınız ki havlunuz otelde kalmış. O kadar yolu böyle sıcak bir günde tekrar geri gitmek veya yakınlardaki bir mağazadan alışveriş yapmak, hem zor hem de vakit kaybı. Ama şezlongun üzerine direkt yatıp, güneşlenme zevkinizi bir işkenceye dönüştürmek ve sırtınızda tropikal rattan ağacının örgü izlerini taşımak da tatilin keyif olgusuna aykırı.

İşte tam da çantanızı toplayıp geri dönmeye karar verdiğiniz anda, karşınızda havlu satın alabileceğiniz bir otomat görseydiniz sevinmez miydiniz? 


Kaynaklar:
Cotton On Group Resmi Internet Sayfası
Cotton On: The inside story of the retailer’s rise to $1.5b in revenue


Önceki
↩Desigual: Hayat Güzel…


Sonraki
Modanın Lojistik Lideri: Inditex ↪