Moda Sektörüne Sporla Gelen Düşünce Evrimi: Hiç yürüyüş yaparken bir iş toplantısı gerçekleştirdiniz mi?

google ve Microsoft tarafından çalışanları için yaratılan sağlıklı çalışma atmosferini bilmeyen yoktur sanırım. İşyerindeki spor merkezleri, ücretsiz sportif aktiviteler, sağlıklı beslenmek için sunulan çeşitli öğün alternatifleri, işyerinde her zaman hazır bulunan doktor ve hemşirenin ötesinde danışılabilecek bir diyetisyenin de sağlık ekibinde yer alması, daha ergonomik ofis mobilyaları ve birçoğumuz için efsane niteliği taşıyan diğer imkanlar…

Peki bu tip olanaklara sahip olmak için ille de Bilişim Teknolojilerinde mi kariyer yapmak gerekiyor? Sizler gibi moda sektöründe çalışmaya gönül vermiş kişiler de benzer olanaklara ulaşabilirler mi? İşte yanıtı…

Hızlı modanın devlerinden Inditex, La Coruña şehrindeki ana kampüsünde, çalışanlarına hem iç mekanda spor yapabilecekleri spor merkezi hem de açık havada sportif faaliyetler gerçekleştirebilecekleri yeşil alanlar sunuyor. Ayrıca ev-iş arasındaki yolu bisikleti ile katedenler için özel park alanları da kampüs dahilindeki imkanlar arasında.

empleados_seguridad_01
Fotoğraf:Inditex

Bence bu olanaklar arasında en ilgi çekici olanı bu fotoğraf. Anlaşıldığı üzere firmanın lojistik merkezinde yer alan geniş fabrika binalarının içerisinde çalışanların bisiklet kullanması mümkün.

Zappos, internet üzerinden ayakkabı satışı gerçekleştiren bir firma. Çalışan sayısı açısından değerlendirildiğinde Inditex’e göre aslında daha küçük ölçekli bir şirket olan Zappos; Las Vegas’daki ana merkezinde çalışanlarına, işyerinde spor yapabilecekleri bir ortamın yanı sıra, ücretsiz spor derslerine ve formda kalmanın sırlarına dair bilgi edinebilecekleri çeşitli programlara katılabilme avantajları da sağlıyor. Bu imkanlar sayesinde şirket; çalışma ekibinin sağlığına önem veren ve zinde kalmasını destekleyen bir profil kazanıyor. Edinilen bu profil; Zappos’un, Greatist tarafından yayınlanan, Amerika’da çalışılabilecek en sağlıklı 44 firma arasında kendisine bir yer edinmesine de katkıda bulunuyor.

Cotton On; Inditex ve H&M gibi moda sektöründeki küresel aktörlerin Avustralyalı rakibi. Geelong şehrindeki ana merkez kampüsünde, çalışanlarına fiziksel spor yapma olanakları sunmakla birlikte onların zihinsel açıdan da sağlıklı kalmalarını meditasyon, rahatlama, stres yönetimi gibi konularda verdiği eğitimlerle de destekliyor.

Güzel olan şu ki; örnek olarak verilebilecek daha birçok firma var. İyi de tüm bunların perde arkasında yatan düşünce ne? Neden şirketler spora bu kadar yatırım yapıyor? Hedef sadece sağlıklı ve mutlu çalışanlara sahip olmak kadar basit mi?

Aslında tüm bu girişimler Kazan-Kazan ilkesi çerçevesinde şekillendirilmiş İnsan Kaynakları projelerinin bir parçası. Hiç kuşkusuz, İK ekibinde böyle bir farkındalık yaratan; spor ve çalışma ortamı konusunda son zamanlarda yapılan araştırmaların gözler önüne serdiği çarpıcı sonuçlar.

Örneğin The Guardian’da geçtiğimiz yıl yayınlanan, işyerlerinde sağlık ve spora yapılan yatırımların personelin üreticiliğine olan katkısının işlendiği makalede; acıyı dindiren ve mutluluk sağlayan endorfin ve seretonin hormonlarının egzersiz yapılarak salgılandığından bahsediliyor. Bu hormonlar, metabolizmanın düzenli çalışmasına katkıda bulundukları gibi uykumuzun kalitesini, konsantrasyonumuzu ve motivasyonumuzu arttırıcı olumlu etkilere de sahipler. Dolayısıyla çalışma ortamında mutlu edilen çalışanlar işyerinin başarısının artmasında önemli bir rol oynuyor.

Peki firmaların çalışanlarına sunduğu bu tip imkanlara yönetici ekibin yaklaşımı nasıl? İşte konunun en can alıcı kısmı da bu. Açıklamak gerekirse; işyerinde bir spor merkezi oluşturmak, binanın etrafında yeşil alan düzenlemeleri yapmak gibi nitelikli projeler; günümüzde oldukça kısa sürede ve düşük maliyetler ile gerçekleştirilebilecek düzenlemeler. Ancak asıl önemli olan bu tip faaliyetlerin; personel tarafından kullanılmasını destekleyen ve uzun vadede şirkete olumlu getiri sağlayacağına inanan yönetim kadrosuna sahip olmak.


untitledYani şirketinizin beyin takımı; düşünce evrimine açık mı?”


Şöyle bir düşünün… Çalıştığınız kampüste modern ekipmanlar ile döşenmiş bir spor merkezi ve kapalı bir yüzme havuzu var. Hatta öğlen arasında ücretsiz yoga derslerine katılabilir veya iş arkadaşlarınızla su topu oynayabilirsiniz. Ama çalıştığınız ekibin lideri, bu tip sportif aktivitelerin yorucu olduğunu ve ilgi dağınıklığı yarattığını düşünüyor. Bu nedenlerle de işle ilgili konulara odaklanmakta zorluk çekeceğinize inanıyor (annelerimizin koşarsak terleyip hasta olacağımız fikrine inanmaları gibi). Davranışlarına bu inançlar hakimiyetinde yön veren bir takım yöneticisi; öğlen arasında size ayrılmış süreyi dahi, kendi kararlarınız doğrultusunda kullanmanızı tasvip etmediğini çeşitli imalarla size iletiyor ve sizde sahip olduğunuz bu tip imkanların varlığını unutmayı seçiyorsunuz.

Sonuç: Siz stres yüklü, sağlıksız bir çalışana dönüşürken şirketin yaptığı yatırımlar da firmanın internet sayfasında yayınlanan birkaç İK fotoğrafının ötesinde bir amaca hizmet edemiyor.

Bu durumla ilgili özetle şunu söyleyebilirim ki; işyerinin çehresinde fiziksel değişiklik yapmak için sadece kaynak yeterliyken, çağın gereklerine uygun mentalitenin şirket vizyonu olarak benimsenebilmesi için çaba göstermeye, sabırlı olmaya ve zamana ihtiyaç var. Diğer bir deyişle yukarıda örneklemeye çalıştığım düşünceler, bize geçmişten kalan ve bizi yanlış yönlere sürükleyen bir takım miraslar aslında. ABD’li akademisyen ve siyasetçi Samuel Ichiye Hayakawa’nın da altını çizdiği gibi yolunu; geçerliliğini yitirmiş, atalarından devraldığı haritalarla bulmaya çalışanlar var halen günümüzde.

Sevindirici olan kendi yol haritasını günümüzün gereklerine uygun olarak şekillendirebilen şirketlerin mevcudiyeti. Bu firmalar, yaptıkları girişimler ile iş yaşantısında kendilerinden sıkça söz ettirerek değişime açık olan yol arkadaşlarının sayısının artmasında da önemli bir rol oynuyorlar.

Sonuç olarak bahsedilenler halen bir çok firma için ütopik olarak değerlendirilse de; yapılan araştırmalar, bu tip uygulamaların iş hayatı içerisinde ne kadar gerekli ve faydalı olduğunu ispat etmiş durumda. Dolayısıyla bilimsellikten ayrılmadan ve teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak çalışma ortamlarında yenilikçi projelere imza atmak geleceğin kapısını açan bir anahtar niteliğinde. Bu tip uygulamaların destek bulduğu vizyonların; ilerleyen dönemlerde faaliyet göstermek isteyen şirketlerce dikkate alınacağına inanıyorum.

Embed from Getty Images

Belki de yakın bir gelecekte ofis ortamında düzenlediğimiz toplantıların bir kısmını, yürüyüş molasında gerçekleştirdiğimiz bilgi alışverişlerine dönüştürebiliriz…


DinleMakaleyi dinlemek için başlata tıklayabilirsiniz.


Kaynaklar:
The 44 Healthiest Companies to Work for in America
Wellness in the workplace: how health initiatives can boost staff productivity
The Firm That Wouldn’t Wash Its Hands


Önceki
↩ Modanın Lojistik Lideri: Inditex


Sonraki
Zara ve Inditex Ailesi ↪