Modanın Takım Kültürüne Keyifli Yaklaşımı

bu fotoğrafta gördüğünüz denize nazır özel bir spor salonu bahçesi değil; halka açık bir alan. Kişiler ise Cotton On Grubu’nun çalışanları. Geçtiğimiz aylarda LinkedIn platformunda paylaşılan bu fotoğraf, COG’un Sağlık Departmanı tarafından organize edilen spor kampının finaline ait. Grup’un farklı bölümlerinde çalışan 160 kişinin katılımı ile düzenlenen kamp, Geelong Eastern Beach’te gerçekleştirilen sportif aktiviteler ile bir şenlik havasında sona erdirildi. O eğlenceli ortamdan bizlere yansıyan ise anlamlı bir kare.

İlk bakışta, organizasyonun, çalışanların bireysel sağlıklarını iyileştirmeye yarayan bir faaliyet olduğunu düşünebilirsiniz. Ama arka planda resmedilen, personeli çalışma ortamı dışında bir araya getirmeye ve takım arkadaşları arasındaki iletişim ağını güçlendirmeye zemin hazırlayan bir proje. Ulaşılmaya çalışılan asıl hedef ise hiç kuşkusuz; iş dünyasında giderek önem kazanan takım kültürünün yaratılmasına odaklanmış durumda.


untitledAslında takım olgusu, bundan 40-50 yıl önce profesyonel iş hayatında bu kadar ön planda değildi.”


Ancak geçmişin bireysel işletmelerinin yerini, yavaş yavaş daha büyük ölçekli ve kurumsal şirketlerin almasıyla birlikte takım kelimesi ve eş anlamlıları giderek daha popüler hale geldi.

Duruma modanın perspektifinden yaklaşmaya devam edelim ve çocukluğumuzda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için yeni pabuçlar aldığımız caddedeki ayakkabıcıyı hatırlayalım. Bu dükkan genellikle bireysel olarak ya da aile üyelerinin el birliği ile işletilen küçük ölçekli bir mağazaydı. Her ne kadar benzer işletmelerden halen faaliyetlerini devam ettirenler olsa da, sayıları gün geçtikçe azalmakta. Artık caddedeki ayakkabıcının yerinde bir mağazalar zincirinin alışveriş merkezindeki şubesi var. Ayakkabı dükkanında çalışan aile bireylerinin yerinde ise satış danışmanlarından, departman sorumlularından, mağaza müdürlerinden oluşan nicelikli ekipler görev yapmakta. Bu değişim, moda ile müşterilerin buluşma alanlarında meydana gelen kimlik transferi olarak da özetlenebilir.

Şüphesiz yaşanan bu dönüşümün beraberinde, moda ekosisteminde tercih edilen personelin nitelikleri de başkalaştı. Bugün sektörün İK dünyası, takım ruhuna sahip çalışma arkadaşlarının moda çevrimine dahil edilmesi için çaba sarf ediyor. Haliyle takım kelimesi ve türevleri, iş başvurularında kullanılması gereken kavramlar arasında artık ilk sıralarda yer alıyor. Fakat özgeçmişinizin satır araları; konu hakkındaki duyarlılığınızı anlatmak için yeterli değil. Moda küresinin işe alım süreçlerindeki soru-cevap faslında da “bir takıma ait olmaya ve takım içinde çalışmaya” verilen değerin altını çizmek oldukça önemli. Bunu önemli kılan nedenlerden biri, günümüz moda endüstrisinde hakim olan çalışma takvimi ve düzeni.

Örneğin moda endüstrisinin kalbi niteliğindeki mağazaların önemli bir çoğunluğu, ülkemizde günde 12 saat hizmet sunuyor. Buna açılış ve kapanış hazırlıklarını eklediğinizde günlük çalışma süresi 12 saatin de üzerine çıkıyor. Üstelik çevrimin bu noktasında pazar günü/resmi tatil gözetmeden 365 günlük bir çalışma düzeni hakim. Böyle bir çalışma takvimiyle sunulan hizmeti sağlayanlar ise aynı alanda çalışan farklı takımlar. Şöyleki; mağazanın açıldığı saatteki satış danışmanları ile kapandığı saattekiler aynı değil. Pazar günü çalışanlar ile salı günü çalışanların da birbirinden farklı ekipler olması mümkün. Bu, bir işe başlayan ile o işi bitireni birbirinden farklı kılan bir durum. Haliyle ekip içindeki iletişimin güçlü olması gerekli.

Sektörün bugününde rol oynayan şirketlerin faaliyet sahası sadece mağazalar ile de sınırlı değil. Markalaşmış birçok firma; ürünlerin tasarlanmasından, satışına kadar tüm süreci kendi kaynakları marifetiyle yönetiyor ve dışa olan bağımlılığını en az seviyede tutmaya çalışıyor. Örneğin hızlı modanın öncü markalarından Zara ve H&M; çevreye olan duyarlılıklarının artmasıyla birlikte çeşitli projeler vasıtasıyla ürünlerin geri dönüşüm faslını da idare etmeye başladı. Bu, gerek mağazaların arka planında yürütülen hazırlık aşamasında gerekse çevrime yeni yeni dahil olmaya başlayan geri dönüşüm projelerinde birbirinden farklı bir çok ekibin süreçte rol almasını beraberinde getiriyor. Haliyle takımlar arasındaki iletişim yine ön planda.

Söz konusu iletişimin sağlanması ve sistemin düzenli bir şekilde işletilebilmesi, kesinlikle takım üyelerinin uyumuna ve farklı takımların birbiri ile olan entegrasyonuna bağlı. Gerek takımlar gerekse takım arkadaşları arasındaki ahengi sağlayacak olan ise kesinlikle şirketin kendisi.

Yani İK departmanının takım arkadaşı olmaya yetenekli çalışanları sisteme kazandırması, uyumlu bir çalışma düzeni yaratmak için yeterli değil. Takım kültürünü oluşturmak için yönetici ekibin de sahnede rol alması gerekli. Sahip olunan niceliği niteliğe dönüştürmeye yarayacak olan bu rol ise alıştıklarımızdan biraz daha farklı.


untitledNiceliği niteliğe dönüştüren sıra dışı projeler.”


Yukarıda Cotton On Grup tarafından gerçekleştirilen faaliyet ile örneklemeye çalıştığım aslında ezber bozan projelerden bir tanesi.

Farklı takımları bir araya getirip ekip üyelerinin birbirini tanımasını sağlıyor. Tanışmanın ardından kurulacak iletişim kesinlikle personelde takım ruhu bilincini güçlendirmeye hizmet ederek çalışma ortamında takım kültürünün yaratılmasına da katkı sağlayacak özelliğe sahip.

Hatta bu projelere yaratıcılığın ve firma kimliğinin eklenmesiyle ortaya çıkarılacak kültür, marka ile de özdeşleştirilebilir. Mesela geri dönüşüm kapsamında toplanan kıyafetler… Bunlar, atölye çalışmaları ile yeniden tasarlanabilir ve markaya ikinci el ürünlerden oluşan yeni bir karakter kazandırılabilir.

Moda çevriminin her bir noktasındaki çalışanın sektörün yaratıcılığından nasibini aldığını düşünürsek; bu tip aktivitelere tasarım kadrosunun yanı sıra tüm ekiplerden katılımcı sağlanması da zor olmasa gerek. Bu şekilde, farklı departmanlarda görevli olanlar eğlenceli ortamlarda bir araya getirilerek aralarındaki iletişim ağı güçlendirilebilir. Aynı zamanda atölye çalışmaları sonucunda yaratılan kreasyonun; tasarımın hayal dünyası ile yönetim, üretim ve satışın gerçek dünyasını tek bir koleksiyonda buluşturma ihtimali de göz ardı edilmemeli.

Düşünsenize bu kıyafetlerin, sadece markanın takım arkadaşlarının buluştuğu, görkemli bir defilede sergilendiğini… Keyifli, çevreye duyarlı, sürdürülebilir modaya katkı sağlayan bir aktiviteyi, festival tadında noktalamak… Dahası bu ürünlerden elde edilen gelirle çevreye odaklı kampanyaların finanse edilmesi… Böyle bir organizasyon içinde rol almak sizin takım algınıza da anlamlı ve özel bir katkı sağlamaz mıydı?


Kaynaklar:
Cotton On Group LinkedIn Kurumsal Hesabı
Zara Giysi Teslim Alma Projesi
H & M Sosyal Sorumluluk Kampanyaları


Fotoğraf: Cotton On Group


Önceki
↩Desigual: Hayat Güzel…


Sonraki
Dijitale Göç Eden… ↪