Lojistiğin Sekizinci Doğrusuyla Moda Sahnesine Adım Atan Yeni Aktörler

lojistik denilince akla ilk gelen, bu disiplinin temelinde yatan doğrulardır. Bu doğrular, güncel literatürde lojistiğin yedi doğrusu – doğru ürün, doğru miktar, doğru kalite, doğru zaman, doğru yer, doğru fiyat, doğru müşteri – olarak anılır. Bu yediliye cümle içinde anlam kazandıracak olursak…

Lojistik; doğru miktardaki doğru ürünü, doğru kaliteyle, doğru zamanda, doğru yerde, doğru fiyatla, doğru müşteriye sunma sanatıdır. Ancak Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte bu yediliye bir tane daha eklendi ve ardından moda sahnesine yeni oyuncular adım attı.

Foreign Affairs dergisinde geçtiğimiz yıllarda yayımlanan “Dördüncü Sanayi Devrimi” adlı yazıda; 18. yüzyılda tekstil alanında yaşanan gelişmelerin başlattığı endüstri devrimi dalgaları ve bu dalgaların endüstriyel çerçevedeki etkileri incelendi.

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF)’nun kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Klaus Schwab’ın kaleme aldığı yazıya göre; Birinci Sanayi Devrimi, su ve buhar gücünü kullanarak üretimi mekanikleştirdi. İkincisi, elektriği kullanarak seri üretimi yarattı. Üçüncüsü, elektronik ve bilgi teknolojileri sayesinde üretimi otomatikleştirdi. Dördüncüsü ise endüstride dijital bir devrim meydana getirdi.

Devrimlerin sonuncusu, endüstrinin tüm alanlarına olduğu gibi moda sektörüne de dijital bir imaj kazandırdı. Sadece bununla da sınırla kalmadı.

Sekizinci Doğru: Veri

Lojistiğin doğrularına bir yenisini daha ekledi: Doğru Veri. Veri olgusu, yediliye en son katılmış olsa da direkt olarak merkeze yerleşti. Haliyle tamamını etkisi altına alarak diğer doğruların kendisinden bağımsız hareket etme özgürlüklerini sınırlandırdı.

Konuya modanın perspektifinden bakmaya devam edelim…

Moda ürünlerinin yaratılışı tasarım ekibinin hayallerini kağıda dökmesiyle başlar. Peki bu ekibin hayalleri nereden besleniyor? Salt kendi kişiliklerinden ya da çevrelerinden mi?


untitledBurada işler pek de öyle yürümüyor aslında.”


Günümüz şartlarında bu soru: “Burada işler pek de öyle yürümüyor aslında.” olarak yanıt buluyor kendine. O zaman öyle değilse nasıl?

Şöyle ki; gerek üretim zinciri gerek lojistik konusunda bir adım atılmadan önce konuyla ilgili veriler taranıyor. Tarama işlemi; nesnelerin interneti (Internet of Things-IoT), akıllı telefon, tablet ve bilgisayar gibi pek çok farklı kanaldan beslenen bir veri havuzu içinde gerçekleşiyor. Literatürde big data olarak anılan bu veri yığını, o kadar kapsamlı ki; cevap aranan tüm sorulara yanıt verme konusunda birebir.

big-data-1352491_1920
Literatürde big data olarak kabul gören veri havuzu; veri akış hızındaki artış ve havuzu dolduran veri kaynaklarının çeşitlenmesi ile birlikte her geçen gün daha fazla soruya yanıt olacak şekilde genişlemeye devam ediyor.

Mesela geçtiğimiz aylarda Google’da kaç kişi sarı elbise sorgulaması gerçekleştirdi? Bu sorgulamalar mobil cihazlardan mı yoksa kişisel bilgisayarlardan mı yapıldı? Sorgular nerelerde gerçekleştirildi? Sorgunun getirdiği cevaplarda alışveriş siteleri mi seçildi yoksa sadece konuyla ilgili bilgi veren blog sayfaları ya da magazinler mi tıklandı? Hangi bedenler tercih edildi? Lüks moda tasarımları mı incelendi yoksa sokak stillerine göz mü gezdirildi?

İşte bu soruların cevapları; hayal edilmesi gerekenlere, üretileceklere dair önemli ip uçlarını bünyesinde topluyor. Bunun yanı sıra üretim miktarı, ürünün hangi pazarlarda satışa sunulacağı, sosyal ve kültürel özelliklere göre pazarda izlenecek hareket tarzı gibi bir çok ayrıntı yine bu veri yığınının içinde keşfedilmeyi bekleyenler arasında.

Soruların yanıtı trend analistlerinde…

İşte bu sorulara yanıt aramak üzere moda sahnesine adım atan yeni aktörler: trend analistleri. Yaptıkları detaylı incelemeler; renk, kumaş, baskı, siluet, aksesuar ve kesimlerle ilgili moda eğilimlerine dair önemli bilgileri sektördeki markalara sunuyor.

Bazı trend analistleri bireysel çalışıp markalara danışmanlık yaparken; bazıları bu işle meşgul olan analiz şirketlerine raporlar düzenliyor ya da direkt olarak bu firmalarda çalışıyor.

Ancak veri havuzunu besleyen internete bağlı cihazların sayısındaki önemli artış* zamanla işleri daha karmaşık hale getirdi. Bu da sektörü daha spesifik olarak beslemek üzere sadece moda alanında hizmet veren trend analiz şirketlerinin doğmasına neden oldu.

İngiliz Edited şirketi bu firmalardan biri. 2009 yılında Geoff Watts ve Julia Fowler ortaklığında Londra’da kurulan şirket, modanın önde gelen markalarına ve perakendecilerine hazırladığı analizlerle destek veriyor.

Edited’ in müşterilerinden biri bünyesinde Topshop, Topman, Dorothy Perkins, Evans, Wallis, Burton ve Miss Selfridge markalarını barındıran Arcadia Grup. Geniş bir kitle pazarına hitap eden Grup’ta Dorothy Perkins’ in Satınalma Direktörü olarak görev alan Sion Parry; 2.000’den fazla mağaza yönettiklerini ve bu çerçevede Edited’ in sunduğu danışmanlığın doğruya erişmelerini sağladığını söylüyor.

Arcadia Grup’un yanı sıra lüks ürünleri internet üzerinden satışa sunan Farfetch şirketi de Edited tarafından desteklenenler arasında.

Farfetch , 2008 yılında Londra’da faaliyete geçen online bir alışveriş sitesi. Kurucusu; Portekizli José Neves. Şu anda dünya çapında 190’dan fazla ülkeye Saint Laurent, Fendi gibi lüks markalardan derlenen ürün yelpazesi ile internet üzerinden alışveriş imkanı yaratıyor. Dolayısıyla portföyüne taşıyacağı ürünlerden, hangi bölgelerde aktif hale gelmesi gerektiğine kadar ihtiyacı olan veriler için Edited’ in danışmanlığına başvuruyor.

Farfetch’ in Satınalma direktörü Candice Fragice’ in Edited hizmetleri hakkındaki yorumu da Parry ile aynı doğrultuda. “Edited’ in destekleri sayesinde doğru kararlar veriyoruz.”

Her ne kadar trend analizi çok yeni bir alanmış gibi izlenim yaratsa da; kökleri eskilere dayanıyor. Yaptığı analizlerle çeşitli moda markalarına yol gösteren Promostyl, 1966 yılında faaliyete başlamış bir şirket.

Hızlı modanın önde gelenlerinden H&M’ in birlikte çalıştığı Worth Global Style Network (WGSN) ise İngiliz Julian ve Marc Worth kardeşler tarafından kuruldukları 1997’den beri moda eğilimlerini izliyor ve analiz ediyor.

Anlaşılan şu ki; moda ekosistemi her geçen gün farklı meydan okumalara göğüs germek durumunda. Giderek daha karmaşık hale gelen sistem; bu karmaşayı çözümleyecek yeni oyuncular ile sınırlarını genişletiyor.

shipping

Ve geleceğe dair adımlarını her seferinde daha sağlam atıyor. Bu karmaşa içinde yılmadan, teknolojiden faydalanarak rotasını belirliyor ve pruvasını bilgiyle aydınlatıyor.

Peki sizin markanız lojistiğin doğrularının, teknolojinin imkanlarının ve bilginin ışığının yeterince farkında mı?

 


Kaynaklar:
The Fourth Industrial Revolution
IoT in the Supply Chain
Moda Kavramı, Moda Kuramları ve Güncel Moda Eğilimi Çalışmaları


Fotoğraf: Pixabay, Getty Images


* Gartner tarafından yapılan araştırmaya göre; 1984 yılında sadece 1.000 cihaz internete bağlıydı. Bu sayı 2016 yılında, 2015’e göre %30 oranında artarak, 6,4 milyara ulaştı. 2020 yılına dair beklentiler 20,8 milyar farklı cihazın internete bağlı olacağı yönünde.


Önceki
↩Hepimiz Spora…


Sonraki
Modanın Lojistik Lideri: Inditex ↪