Ofiste Değişim Rüzgarları

geçmişin yüksek tavanlı geniş çalışma odalarında yankılanan daktilo sesleri yerini klavye tuşlarının tıkırtısına bırakırken eski ofis mobilyaları, sümen takımları antika dükkanlarının vitrinlerine doğru yolculuğa çıktı. İş hayatının dünüyle bugününü birbirinden ayıran bu başkalaşım, sadece mobilyalar ve teknolojik cihazlarla sınırlı değil. Ofis ortamlarının mimarisi ve çalışma koşulları da bu rüzgarın esintilerinden nasibini alanlar arasında.

Çalışma saatlerini düzenleyen çalışanlar… Hazırlaması gereken raporu yazacağı yeri seçenler… İşyerindeki kütüphanenin kitaplarından ilham alanlar… Hatta pilates topu üzerindeyken laptop tuşlarına dokunanlar… Tüm bunlar, ütopik bir dünyanın hayal ürünleri değil moda ekosisteminde çalışan bir kesimin capcanlı gerçekleri.

İşyerlerindeki bu dönüşüme zemin hazırlayan köklü değişikliklerden biri 1990’lı yıllarda yaşandı ve çalışanlar açık ofis sistemi ile tanıştı. Yeni sistemde ön plana çıkan; ofis duvarlarının yerini alan paravanlar ve bölünmüş kübik düzendi. Bu düzeni iç mimariye taşıyan ise çalışanların iletişimi ile yaratıcılığı arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu ortaya koyan araştırma sonuçlarıydı.


untitledİletişim ne kadar kolaysa üretim de bir o kadar yaratıcı”


officeYapılan değişikliklerle elde edilen kazanımlar, iç dizaynın daha fazla iletişime olanak sağlayacak şekilde revizesine neden oldu. Öncelikle duvarların yerini alan paravanların boyu kısaldı. Ve zamanla kübik sistemin vazgeçilmez unsurları tamamen aradan kalktı.

Şimdilerde ise geniş masalardaki bilgisayarların başında omuz omuza çalışan takım arkadaşlarını görmek mümkün. Ancak bu değişim yeni bir soruyu beraberinde getirdi.

Bu kadar iletişim gerekli mi?

Kanada Ulusal Araştırma Konseyi psikologlarından Jennifer Veitch; açık ofislerin iletişimi arttırdığını ama kurulan her iletişimin de gerekli olmadığını belirtiyor. Bu tespit; konunun neden tartışıldığını basit bir şekilde özetliyor aslında. Zira beklenen televizyon programlarının ya da Twitter paylaşımlarının tartışıldığı bir ortam değil. Bu tip konulardan ilham alan çalışanlara rastlamak mümkün olsa da yan masadaki konuşmalar nedeniyle dikkatini toplayamayanlar, hazırlayacağı o acil raporu zamanında teslim edemeyenler de var.

20160224_154502-2
Kimisi araştırmaları için elektronik platformu, kimileri ise kütüphanelerdeki kitapları seçer. Bazısı duvarların böldüğü ofislerde üretkendir, bazısı açık havada çimenlerin üstünde…

Çeşitlenen çalışan taleplerine işküreden yanıtlar…

Aslında kısa bir süre öncesine kadar ofisler şekillendirilirken çalışanların sesi pek hesaba katılan bir konu değildi. Fakat günümüz bakış açısına hakim olan daha az nicelik ile daha fazla nitelik elde etme prensibi; iş hayatına, çalışanlarını dinleyen bir yönetim anlayışı kazandırdı. Yani daha az personel ile daha kaliteli işler çıkarmayı hedefleyenler, artık kariyer merdivenin üst basamaklarında.

Çeşitli sektörlerde rol alan bu yeni oyuncular, özgeçmişi En’lerle dolu kişileri işe almanın başarıyı yakalamakta tek başına yeterli olmadığının farkında. Bu nedenle kaliteli personele kaliteli çalışma ortamı sağlamak, odaklandıkları hususlar arasında. Haliyle iş ortamlarındaki fiziki çehre yavaş yavaş da olsa çeşitlilik kazanıyor.

office-different
Modern tasarlanmış kafelerden tutun da yeşil alanlara, sessiz çalışma ortamlarına kadar yeni yeni mekanlar çalışma ortamlarına ekleniyor.

Bu değişimi gerekli kılan hususlardan biri de kadrolardaki nesil değişimi. Landscape mimarlarından Ken Smith, insanların artık babasının çalıştığı tipteki işyerlerinde çalışmak istemediklerini söylüyor. Yani nesilsel devir daim var olduğu her ortamda kendini hissettiriyor.

Moda sahnesindeki aktörlerin tutumu…

Türkiye’nin en köklü moda markası Vakko ile dünyanın önde gelen moda okullarından biri olan ESMOD’un işbirliğinden doğan Vakko ESMOD Moda Akademisi; geçtiğimiz aylarda Instagram hesabından kısacık bir video paylaştı. Karede pilates topu üzerindeki çalışanlar vardı. Hem de dizlerinin üstündeki bilgisayarları ile birlikte…

Her ne kadar paylaşım Instagramın küçücük karesinden bize yansısa da taşıdığı anlam o karenin sınırlarını aşan nitelikteydi. Hem iş’te öğrenerek, eğlenerek spor yapmanın mümkün olduğunu gösteriyor hem de Vakko’nun sadece modaya değil aynı zamanda sistemin yenilikçi ruhuna liderlik ettiğini simgeliyordu.

Bu yenilikçi ruha sahip olanlardan bir diğeri ise İtalyan moda tasarımcısı Brunello Cucinelli. Ünlü tasarımcı; markasının ana binası yanına kurduğu kütüphaneyle, çalışanlarının ufkunu açmayı hedefliyor. Duruma bakışı sadece fiziki boyutla da sınırlı değil.

Cucinelli’nin yönetim politikasına yön veren felsefe; herkesin dinlenmeye ihtiyacı olduğu. Çalışanlarını gereğinden fazla çalıştırırsa onların ruhunu çalacağına inan sektörün bu ünlü oyuncusu; ekip arkadaşlarından, akşam 5.30’dan sonra işi işte bırakmalarını ve işle ilgili e-posta yazmamalarını talep ediyor. Ki bu sayede iş-yaşam arasındaki çizgiye netlik kazandırıyor.

Bu çizginin yeri ile ilgili moda çevrimine olumlu katkı sağlayanlar arasında uluslararası moda sahnesinin aktörlerinden Avustralyalı Cotton On Grup (COG) da yer alıyor. COG’un Kariyer Yöneticisi Jo Barr ile geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen röportajdan, Grup’un Geelong’daki yönetim binasında uygulanan çalışma düzeni hakkında önemli detaylara erişmek mümkün.

Markanın ana merkezinde 08:30-17:30 olan haftalık çalışma düzeni, çalışanları daha verimli kılacak şekilde yeniden revize edilmiş. Yeni düzenlemeyle COG’un yönetim binasında çalışanlardan beklediği 10:00-16:00 saatleri arasında ofiste çalışır veya erişilebilir olmaları. Aslında haftalık çalışma süresi 38 saat. Ama sabah on akşam dört dışında hangi saatlerde bu süreyi tamamlayacaklarına çalışanlar karar verme lüksüne sahipler.

dsc_0817-2

Belirlenen bu zorunlu zaman dilimi de öylesine tespit edilmemiş. Bu saatler toplantıların düzenlendiği ve ortak çalışmaların yürütüldüğü saatler. Her ne kadar bu durum ilk bakışta bir düzensizlik izlenimi yaratsa da tam aksine çalışma şartlarına düzen getiren bir durum.

Çünkü bu şekilde toplantılar belli bir zaman diliminde gerçekleştiriliyor. Haliyle ertesi günün mesai başlangıcında acil kodlu toplantı yapılacağını bildiren gece yarısı iletilerinin sayısı azalıyor. Toplantılar ile ekip çalışmaları planlı ve programlı bir sisteme oturtuluyor.

Barr; bu düzenin çerçevesine, sadece üst kademe gereksinimlerinin değil aynı zamanda ekip üyelerinden gelen taleplerin de şekil verdiğini belirtiyor. Grup’un insana değer veren politikasının altını önemle çizen COG Kariyer Yöneticisi, çalışanların işe gelmeden önce kendilerine ayırabilecekleri zamanlarının olmasının, daha etkin çalışanlar yaratmaya katkı sağladığını da vurguluyor.

Özetle; günün ofis dizaynları, çalışma alanlarını genişletmekten ziyade ortamda çeşitlilik yaratma ilkesine göre şekilleniyor. Geleceğin tasarımlarını ve çalışma şartlarını belirleyebilmek ise kesinlikle çalışanların sesine kulak vermekten geçiyor.


DinleMakaleyi dinlemek için başlata tıklayabilirsiniz.


Kaynaklar:
Companies Are Rethinking The Open Office, And It’s About Time
Outdoor Workspace: The Next Workplace Frontier
Yazdığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor
Flexible Work Equals Empowerment at Cotton On Group
Vakko ESMOD İstanbul Instagram Hesabı


Fotoğraflar: Pixabay, koleksiyondan


Önceki
↩Moda Sektörüne Sporla Gelen…


Sonraki
Modanın Takım Kültürüne… ↪